Bahsettiğim hadisenin hayal kırıklığı yaratan kısmı açıkçası
bölüm başkanıyla yaptığım konuşmaya dayanıyordu. Bir şekilde hayır denmiş
olması beni buna itti demek basit ve alelade bir yaklaşım olur; yahut bölüm
başkanının ikna olmaması. Beni üzen şey burada belki de konuya tam olarak böyle
yaklaşılması – direk sebeple yani karşılaşılan şeye üzülmek ve sebebi onda
bulmak; detaylara bakılmaması, bir
şekilde kritik stres noktalarının tespit edilip bunlara yoğunlaşılamaması oldu. Konumla ilgili
otorite olan kişi de belki hep bu şekilde düşünmeye alışık alelade birisi; ya
da kendisinden bir şey rica eden herkese böyle davranmayı mühim ve aşılmaz bir
savunma mekanizması olarak benimsemiş ve kendi işleyişi uzun zamandır bu
şekilde süregelmiş. Sanırım böyle davrandığı için otorite sahibi olmuş; bu
yetki ona yakıştırılmış.
Mevzubahis dersi almamın pek mümkün olmadığını, teknik
seçmeli de olsa almayı düşündüğüm dersin isminde bölüm kısaltmasının başta
olması gerektiği – başka deyişle bölüme bağlı hocalardan birinden ders alma
zorunluluğum olduğundan bahsetti; pek tabi bunun mevcut yönetmeliğe dayandığını
belirterek. Bunu çok istediğimi ve
sebeplerim olduğunu söyleyip konuşmaya başladım, ikna etmek için; kendisi de
dinlemeye başladı, ikna olmamak ve beni caydırmak için. Bunu niye istediğimi,
ilerisi için planlarımı anlattım; dersin içeriğinden bahsettim; bunların benim
bölümümle fevkalade ilgili konular olduğunu ve bu derste gibi konuların enerji
sektöründe çalışan bizim disiplindeki mühendislerin bilmeleri gereken şeyler
olduğunu ve talebime bunlar göz önünde bulundurularak yaklaşılması gerektiğini; böylelikle kendi
çizdiğim yolda iyi bir deneyim kazanacağımı söyledim. Hak vermekle birlikte,
otorite bana yönetmeliğin açık olduğunu ancak bunun tartışılabileceğini gelgelelim
yine de buna kişisel olarak olumlu bakmadığını söyledi. Açık bir sebeple, bunu
öğrencilerin kötüye kullanıp kendilerine çıkar sağlayabilecek şekilde talep
edeceklerini ve bu durumun önünü alamayacaklarından emin olduğunu söyledi.
Birey olarak talepte bulundum ancak içinde bulunduğum topluluğun karakteri
benim önümü kesti, yolumdan ayırdı. Bu, büyük ve aşılması güç bir durumdu;
orada birbirimizi anlayıp hiçbir şey yapamadan bakışmamızı sağlayacak kadar
kudretliydi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder