‘Olric beni benden aldın, beni kendi yoluna sokmak istedin;
son tahlilde Nazlı Ilıcak’ın çocuğu gibi hissediyorum’ dedim, içimden. Karşımda adam o babacan bölüm
koordinatörü değildi nitekim; Olric’ti işte, zira tıkanmıştık. Otoriteyi,
talepte bulunanı ikna etmek için yeterince zorlayacak belki de bu uğurdaki
klişe konuşmaları yapaken onu mahcup edecek şekilde güzel izah etmiştim
durumu. Kendisi ama benden çekinmiyordu,
bizden çekiniyordu; eminim ki bölümdeki çocukların hepsini çok sever bu adam,
emeği ve çalışmalarının odak noktasında hepimizin selametini ister; ancak bizi
sevmez.
Her biri farklı hikayeye, farklı hayal gücüne sahip bu
çocukları toplayınca ortaya biz çıkıyor ve biz sevimli değiliz. Güzel yüzümüz,
ses tonumuz yok; enstrüman çalmıyoruz, birlikte vakit geçirilecek gibi değiliz;
aynı anda farklı cinsiyetleri, ruh halini yaşıyoruz. Bu bizi göremezsiniz de
gerçi; homurtu duyarsınız; anlamaya çalışmak için yazdıklarımızı okursunuz ki
hepsinde sayın bilmem ne diye yazar arz ederim diye bitiririz. Hepsinde böyle
davranırız, robot gibi. Sanki taleplerimizi isteklerimizi yazdığımız bu
dilekçelerde farklı isimlerin, imzaların bulunmasının tek sebebi kendimizi bir
anlığına birey sanmamız için. Yoksa çizilen bu yolda, talebin ne olursa olsun
bu kelimelerle yazmalısın; kağıda sıkıştırılınca otorite bilir ki ses tonunun,
bakışlarının bir önemi yoktur. Sallayacağın elin, kolun yoktur; pek tabi
takıntıların ve yenmiş tırnakların da. Bunu otorite bilmez olur mu; kendisi
bilfiil otorite yahut bölüm başkanı. İsmi yok, bugün var aslında evet; ama
yarın hatırlamayacağım. Şu dersi almama müsaade etti yahut etmedi diyeceğim. Şu
yaz okulunda şu dersi açtırmıştı sağolsun diyeceğim. Ama adını
hatırlamayacağım. Çünkü sistem ve işleyişi o otoriteyi yarattı ve onu oraya
getirdi. O da bunun için büyük gayretler gösterdi ve buna layık oldu. Pek tabi
önüne bir de yönetmelik iliştirildi ve
geldiğimiz noktada otorite mahcup, ben talebimle o hiçbir şeye benzemeyen bize
yozlaşma imkanı sağlanması için çabalayan bir marjinal olmuştum. Yönetmelikse
mahcub; ilahi bir güçtü; etsiz, kemiksiz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder