26 Mayıs 2013 Pazar

Que dia es hoy?



Los Lunes Al Sol. Takriben iki yüz kere izlemişimdir. Bir bu kadar daha izlememek için hiçbir sebep göremiyorum, günlük koşuşturmalar dışında. Direk alıntılarla anlatmak isterim.
Bu, dostum Sergei :
‘’ - Bi Rus hikayesi der ki:
İki partili yoldaş buluşurlar,  biri diğerine der ki, " Bize komunizmle ilgili söylenen her şey yalandı."  Diğeri de der ki, "Evet ama, daha da kötüsü kapitalizmle ilgili dedikleri her şey doğru çıktı.’’
- Sen, orada ne yapıyordun?
- Gagarin Uzay okuluna gittim.
- Dalga geçme.
- Birçok astronot oradan eğitilir. Sovyetler Birliği’nin | program-27'sinde çalıştım. Ben, uzayda şimdi, tam olarak... orada! Büyükk yıldızla kucu mavi olanın arasinda. Fakat benim çalıştığım program durduruldu. Sovyetler Birliği "kaput". Simdi buradayım. Hayat bu.’’
Bu da sevgili Amador ve peşi sıra Sergei’nin bahsini açan Lino :
‘’ - Sorun tanrıya inanıp inanmadığımız değil. Sorun tanrının bize inanıp inanmadığı. Çünkü eğer inanmıyorsa, boku yedik. Bilmem ne demek istediğimi anlatabiliyor muyum?  Sanırım inanmiyor. En azından bana inanmadığı kesin. Ne de sana, Santa.  Jose'ye... Ona birazcık olsun inanıyor olabilir. Bilmiyorum...
- Fakat biz sana inanıyoruz, önemli olan da bu.
- Evet, iyi de sen tanrı değilsin ki.
- Sergei, Tanrı var mı yok mu? Orada yukarılardayken, gördün mü onu? Sergei bir astronot.
- Gagarin uzaydan ilk geldiginde, bir gazeteci ona aynı soruyu sorar, tanrının olup olmadığını. Gagarin ona der ki, "Evet, tanrı yoldaşı gördüm uzayda ve benden, size kendisinin aslinda olmadığını söylememi istedi."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder